BABÜR ŞAH

Zahir ad-Din Muhammad Babür             babür sah 

           Babür Şah Ferganalı bir Türk’tür. Zāhir ad-Dīn Muhammad Bābür ya da daha kisa adıyla "Babür" olarak bilinmektedir .........,şi, Babür, Türk Barlas Kabilesine mensup olup, Timurlenk’in torunudur. Fergana hükümdarı Ömer Şeyh Mirza’nın oğludur. 14 Şubat 1483 tarihinde Batı Türkelinde bulunan Fergana’nın Andican kasabasında dünyaya gelmiştir. 
              Babası, Timur'un üçüncü oğlu Miran Şah'ın torunlarından Fergana valisi Ömer Şeyh Mirzadır. Annesi, Cengiz Han'in torunlarından Doğu Çağatay hanı olan Yunus Han'ın kızı Kutluğ Nigâr Hanım'dır .

             Babür, "babr" kökünden türemiş bir kelime olup, "arslan" manasındadır. Zahiriddin, babası Ömer Şeyh gibi güçlü kuvvetli olduğu için ona aslan gibi güçlü anlamında olan Babür ismi verilmiştir. 

             Babür yine kendi eserinde şunları yazmaktadır; "Tarih sekiz yüz doksan dokuzda Fergana 'da 12 yaşında padişah oldum." Babür'ün verdiği bu tarih miladi 1494'tür. Bu devirde Ömer Şeyh'in düşmanları Fergana'ya (Taşkent de ona bağlı idi) sık sık hücum ettikleri için, Babür başkenti daha sonra Andican'a taşıdı; bu olaydan önce, Ahsi ablukaya alındığında bir çok saray görevlisi de Ahsi'den Andican'a geldi. Bu olay Babürnâme'de;"Ahsi'den Mirza'nın (Ömer Şeyh'in) anası Sultan Begim, Cihangir Mirza, saray erkanı ve beyler Andican'a geldiler" şeklinde anlatılmaktadır. Babür ilk olarak Ahsi 'de eğitim görmüş ve daha sonra da Andican'a gelerek buradaki bir çok âlimden ders almıştır. 1494 yılında babası öldüğü zaman o da Andican'daydı."Babür eserinde bu olayı şöyle anlatır; 'Ömer Şeyh Mirza'nın başına bu olay geldiğinde ben de Andican 'daydım. ' Demek ki, Ahsi o devirde Fergana hakiminin bulunduğu başkent olup, Ömer Şeyh, onun ailesi ve devlet erkanı burada yaşamıştır. Babür'ün belirttiğine göre; 'Ömer Şeyh Mirza Ahsi'yi başkent yapmıştı.' O devirde Fergana vilayeti (bölgesi), Andican, Oş, Margilan, Isfara, Hokand, Kazan, Ahsi gibi şehir ve kasabalardan ibaret olup, bunların en büyüğü Andican idi. "
 

              Babür, 1494 yılında Fergana'da tahta oturmasından sonra ona karşı bir çok suikast düzenlenmiştir. Fakat o, hakimiyetini sağlamlaştırmış ve 1497 yılında Semerkant'ı ele geçirmiştir. O yıllarda Babür'ün hastalığa yakalanmasından faydalanan Uzun Hasan, Andican'ı ele geçirmiştir (Babür, babası ölünce başkenti Ahsi'den Andican'a taşımıştı). Babür, Semerkant'tan çıkmış ve Andican'ı da alamamıştır. 1500 yılında Semerkant'tan Şeybanileri kovarak şehri ikinci defa ele geçirmiştir. Şeybani Han, Semerkant'ı beş ay kuşatma altında tutarak Babür'ü buradan çıkmak zorunda bırakmıştır. Şeybani Han 1503 yılında Andican'ı da ele geçirmiş ve Babür buradan da çıkmak zorunda kalmış Taşkent Hanı olan dayısına sığınmıştır. Babür, 1504 yılında Hisar'a gitmiş ve oradan Kabil'e geçerek orayı ele geçirmiştir. Gülbeden Begim'in "Hümayunname"de yazdığına göre; Babür yurttan çıktığında onun yanında sadece iki yüz adamı var. Babür büyük bir devlet adamı olarak, Kabil'den başlayıp kurulacak olan Babürlüler saltanatının temelini atmıştır. Babür, 1508 yılında padişahlığını ilan ederek 1510 yılında Semerkant'ın üstüne tekrar yürüyerek (o devirde Muhammed Şeybani Han ölmüştü) Semerkant'ı ele geçirmiştir. Babür, 1522 yılında Kandehar'ı ele geçirmiştir. 1526 yılında Hindistan'a yaptığı hücumda, Delhi yakınlarındaki Panipat savaşında oniki bin askeriyle, yüz bin askeri ve iki bin fili olan Hint hükümdarı İbrahim Ludi'yi yenmiştir.

Babür, bu zaferiyle Babürlüler İmparatorluğu'nu kurmuştur. Bu imparatorluk 1858 yılına kadar yaşamıştır. Timur ve oğullarının saltanatının 1370'te başladığı kabul edilirse, Babürlüler bunu devam ettirerek saltanatı beş yüz yıl yaşatmıştır.

Babür, 1530 yılının Aralık ayında vefat eder. O, vasiyet ettiği gibi, Kabil'de defnedilmiştir. Kabri bugün de Kabil'de Babür bağındadır. Kabil'de 1504-1526 yıllarında Babür, sonra oğlu Kamran Mirza hükümdarlık yapmıştır.

 Babür'ün kurduğu devletin Hindistan için önemi hakkında tarihçiler bir çok eser ortaya koymuşlardır. Babür Şah'ın etkisiyle Türk medeniyeti Hindistan'a yayılmıştır. Babür'ün ordusu ile gelenler bu ülkede Urdu dilinin temelini attılar ve bugünkü Pakistan devleti, beş yüz yıllık Timur ve oğulları ile Babürlüler imparatorluğunun, medeniyetinin devamı olarak yaşamaktadır.

Babür'den büyük bir edebi ve tarihi miras kalmıştır. Onun "Babürname" adlı eseri bütün dünya tarafından tanınmaktadır. Babür'ün 1525 yılından ömrünün sonuna kadar yazdığı bu eser, tarihi ve medeni bakımdan Türk dünyasının en önemli eserlerinden biridir. O, şiirlerini iki divanda toplamıştır. Araştırmacıların belirttiğine göre, birinci divanını 1519 yılında Kabil'de hazırlamış, ikinci divanını ise 1528-1529 yılında Hindistan'da kitap haline getirmiştir. Günümüzde Babür'ün gazel, rubai, kıta, ferd, tuyuğ ve mesnevilerden oluşan 364 şiiri mevcuttur. Bunlar içinde 114 gazel ve 201 rubai büyük bir çoğunluk oluşturmaktadır.

Babür, hukukla ilgili "Mübeyyin" adlı eserini 1521 yılında hazırlamıştır. Aruz veznine ait "Mufassal" adlı eseri (1523-1525)de Ali Şir Nevaî'nin "Mizân'ül-Evzân" adlı eseri gibi büyük bir değere sahiptir. Babür bu eserinde aruzun yirmi bir bah-rindeki (kalıbındaki) beş yüz otuz yedi vezni hakkında fikirler yürütmüştür. Paris'te muhafaza edilmekte olan bu eser önce M. Fuat Köprülü, Rıza Nur daha sonra da 196O'lı yıllarda V.İ.Aslanov, A.M. Şçerbak, M.Hamrayev, İ.Stebleva gibi bilim adamları bu eser hakkında makaleler yazmışlardır. Uygur bilim adamı M.Hamrayev, 1969 yılında Almaata'da bu eserin özetini daha sonra Özbek bilim adamı Saidbek Hasanov eserin faksimile nüshasını, izahlar ve transliterasyonunu neşretti.

Babür'ün başka bir eseri de Timur ve oğullarının piri, meşhur Türkistan sufisi Hoca Ahrar Veli'nin Farsça yazdığı "Validiyye" adlı eserinin Özbek Türkçesi'ne tercümesi ve başına yazdığı manzum kısımlardır. Bu eseri, Rus şarkiyatçısı A. Samayloviç (Petersburg-1917) ve Şefika Yarkın (Kabil-1983) neşretmişlerdir. Saidbek Hasanov, 1991 yılında bu iki neşri esas alarak eseri yeniden yayıma hazırlar ve yayımlar (Taşkent: Yazuvçı Neşriyatı).

Babür'ün günümüzde pek bilinmeyen eserlerinden birini yine Saidbek Hasanov yayıma hazırlamıştır. "Kitâbü's-Salat" (Namaz Kitabı) adlı bu eser, 1993 yılında Abdulla Kadiri Halk Mirası Neş-riyatı'nda yayımlandı. Babür'ün mesnevi tarzında yazdığı bu dini eserde namaz ve şartları hakkında bilgiler bulunmaktadır.

Babür'ün eserleri onun yaşadığı devirde de oldukça yaygın olarak bilinmekteydi. Divanları ve diğer eserlerinin yayımlandığı dergi ve antolojiler bunun en iyi kanıtıdır. "Babürname" Babür'ün bütün dünya tarafından tanınmasına sebep olan eserdir. Bu eser 1586 yılında Farsça'ya tercüme edildi. Babürname'yi 1705'te Vitsen Flemenkçe'ye, 1826'da Leyden ve Erskin İngilizce'ye, 1828'de Kay-zer Almanca'ya, 1871'de P.Kurteyl Fransızca'ya tercüme etmişlerdir. Babürname ayrıca Pantusov, Pol-yakov ve Vyatkin tarafından Rusça'ya tercüme edilmiştir. İlminskiy ise, Babürname'yi 1857 yılında Kazan'da neşretmiştir.


 

 
 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !